02 Ağustos 2008
05:52 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Kalp Kırıldığında Nasıl Bir Ses Çıkarır Sizce ?
güvercinin telaşlı kanat çırpışındaki ses
mi?
yoksa,
kelebeğin kanadındaki inadına sessiz bir çığlık gibi mi?
ya da, tuz-buz olan bir sırçanın
haykırışı gibi mi?
nasıl bir sestir ki,perişan eder bizi duyduğumuzda??
ne kalpler kırdık
bilmeden.. ya da bile bile......
ne setler koyduk aramıza bu kırılmış kalplerden de..
sonra aşmaya çabaladık durduk çok...
dokunmak istedik,ulaşamadık....
ulaşmak istedik,kendi ellerimizle kurduğumuz
setler engel oldu yine kendimize.....
oysa,
nasıl da kolaydı yıkıvermek han duvarlarını....
sıcacık bir gülümseme,
içten bir çift gözle birleştiğinde,eritmez mi en büyük buzulları???
esirgedik birbirimizden maliyeti sıfır olan
gülümsemelerimizi...
kolay geldi bencillik en dar anlarda..koyuvermek..koyuup kaçıvermek....
kaçarken bakmamak ardımıza
ya da,
bakıp da görmemek...görmek istememek...
her ne varsa...
oysa,ne de kolaydı düşmanlığı yoketmek,
sıcacıık bir gülümsemeyle...olmaz dedik.
o bana düşman
denemedik bile hiç..korktuk belki de yanılacağımızdan..
oysa hayat ne de kısa..
düşünmek
için bile vakit yokken....
bile bile zehir ettik günlerimizi..
kavgalarla..
itişip kakışmakla harcadık
dünlerimizi...
ziyan ettik hem düne.. hem bugüne.. hem de yarınlarımıza.. s
ahi,kalp kırıldığında nasıl
bir ses çıkarır?
duydunuz mu hiç?
ben ne zaman dinlesem bir cam parçalanışı hissediyorum peki arkadaşlar ya siz?alıntıdr
02 Ağustos 2008
05:37 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
MANTIKLA KALBİN ÇATIŞMASI..
MANTIK:hayattan koptun işte, hiç bir beklentin kalmadı artık.. ne doğan
güneş ilgilendiriyor seni nede yağan yağmur.. oysa ne çok severdin sen
yağmuru...
hatırlarmısın yağmur yağdığında saatlerce cam kenarında oturup sevdiğin bir şarkıyı dinleyip sevdiğinin düşünürdün..
ama artık ne düşünebileceğin bir hayatın var nede bir sevgilin.....
zaten güneşte doğmuyor artık dünyana...
YAŞASAN Bİ ÇARE YAŞAMAZSAN Bİ ÇARE...
ETRAFINA BAKIYORSUN HERKES MUTLU..
ben bunları hakediyormuyum diyorsun ama sen ne hakettiğini nerden bileceksinki..
belki haketmeden yaşıyorsun, belkide hakediyorsunki yaşıyorsun..
neden diye sorma bana şimdi..
biliyorum sen böyle olsun istemezdin tamam biliyorum sen sadece sevdin.
ama bak herşey dediğin gibi şeffaf olsaydı böyle bir sonda olurmuydun..?
böyle acı bir son yaşamazdın emin ol!!!
tek suçlu sen değilsin unutma..
beni bir kenara atıp sadece kendi sesini dinledin sen.
katlanmalısın yaşadıklarına..
ben sana demiştim bu kadar sevme diye ama sen varolan tüm sevgini sundun..
sonun böyle oldu işte..
herzaman verdin aldında ama...
kendini verdin bu aşka çok yıprandın. böyle olacağını biliyordun.
yaşa şimdi haketmediğini düşündüğün şeyleri..
AMA UNUTMA SEN NE HAK ETTİĞİNİ NERDEN BİLECEKSİN Kİ...
sonra kalp bu güne kadar savunduğu ve bundan sonrada savunacağı cümleyi söyler..
ve belkide yıllar sürecek sevdasız hayatın içine girer..
KALP:kendimi teslim etmeseydim aşk olmazdı bunun adı........
02 Ağustos 2008
05:32 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Ölü bir şehre göz yaşlarımı yolluyorum şimdi... Arta kalanını koluma siliyorum...
Sevmek...
Bilmezdim ben seveceğimi ilk ve son kez...
Sevilmek...
Nasıl anlatırdım ben sana bu duyguyu, neyle telaffuz ederdim...
...
Her çığlımda bir harfi kaybederdim senli alfabemde... Geriye son bir harf kaldı şimdi...
Onuda kaybettiğimde, senden geriye bir şey kalmayacak...
Biliyorum...
Sen terkedişlerin mısralarıyla süslü bir şiirsin...
Bir okuyan bilir seni, birde okuyamadan yaşayan...
...
Hani... Issız bir yolun sonunda ışık görür ya insan... Nasıl umut eder, nasıl sarılır o an umuda...
Nasıl da ihtiyacı vardır, ışığa, sana...
- Anlasana!..
- Anlatamam.
- Susmasana ya... Ne olur susma...
- Susacağım.
Peki... Öyle olsun...
Karanlık şehrin kapıları son kez kapanıyor ışığa... Karanlık, gece ve sonu gelmeyen düşler merhaba...
Acı, acıtmaz belki bu defa...
Elveda...
...
Olmayan alfabedeki Otuzuncu harfim... Üç noktalı hayatım benim...
alıntı
02 Ağustos 2008
05:30 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Önce dedimki,
Sevdiğime, sevgilime, beni sevene, ilk aşkıma, ilk heyecanlandığıma,
ilk gözağrıma, ilk elini tuttuğuma, canıma, candan olanıma, ilkime, AŞKIMA,
Biri gelir sorarsa,
Sana beni sorarsa,
Gitti dermisin?
Gittiğimi söylermisin?
Gidiyorum ben sana,
Benimle gidermisin?
ÖZDEMİR ASAF
Sonra baktı yüzüme, ve dedimki bende o içten ve sıcak bakışın karşılığında,
Sen bana bakma,
Ben senin baktığın yönde olurum.
ÖZDEMİR ASAF
Baktı yüzüme takrar ve sarıldı sıkıca, hiç bırakmamacasına, bırakmadık hala birbirimizi,
çok emek verdik bu sevgiye, çok çalıştık yıkılmayalım diye, herşeye rağmen seni seviyorum
dedik hep birbirimize, olsun dedik genede seviyorum ben seni.
Ve sonra dedimki kendi kendime
denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin
sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
korkarak yaşıyorsan, yanlızca hayatı seyredersin
Nietzsche
Böylece aşkımı itiraf ettim ona, korkmadan, "ama ben senin gibi düşünmüyordum" gibi
cümleleri duyabilme ihtimalini göze alarak, ama şükürki duymadım beni çok etkileyebilecek
o cümleyi, yine baktı bana ve sarıldı bişey demeden, zaten söylenecek bi şey de yoktu bence.
Sevmek güzel,
sevmek heyecanlı,
sevmek adamı iliklerine kadar titreten yada AŞK da denilebilir buna,
sevmek adamı zayıflatan beden küçülttüren,
sevmek başlı başına baştan aşağı insanı al aşağı eden,
sevmek güzel şey vesselam,
Heleki aynı duyguları seni sevenede tattırdığında, ki bu zamanla olsa
dahi, özdeşleşerek, o kırılması çok kolay olan kabuğu iyice izole
ederek başarmak ve bunun getirisi olarak böyle bir aşka yada onunla
başlamasını istediğin ve mümkünse onunla bitmesini istediğin bir hayata
yelken açmak, güçlüklere rağmen, korkulara rağmen, insanlara rağmen, en
yakınlarına rağmen, herşeye rağmen, sevmek sevmek ve sevmek.
SEVGİLİM SENİ SEVİYORUM BE.
ALINTI
02 Ağustos 2008
05:27 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum... Ah bir görsem, bitirsem
içimdeki özlemini bu kadar zor gelmeyecekti senden, sevginden
vazgeçmek... Nasıl olsa alışkınım ya seni görmemeye, galiba böyle de
başarabilirim...
"Ama eğer hissedersen hayatından çekildiğimi bana sana geri dönmemem için şans dile... "
Neler yazmak istiyorum sana bir bilsen, tek yapabildiğim yazmak
olduğundan yine yazıyorum işte! Seni daha önce de yazmıştım ama bu kez
bir daha yazmamak üzere, seni beynimde, içimde bitirerek yazıyorum,
yada bitirmek isteyerek... Ne kadar sürer bilmiyorum ama ben senden,
sevginden vazgeçmek istiyorum.
Yine senden habersiz...Ben seni severken de senden habersiz sevmiştim. Belki de kendimden bile habersiz...
Dünyaları etrafında döndürmek isteyen bir kalbi bilerek isteyemezdim.
Kendimden ve senden habersiz "bir tanemmm" olmuştun sen...Öyle ya; Sen
bir taneydin; Eşin benzerin yoktu yeryüzünde, Yoktu Sen Kadar
Güzel Güleni, Sen BAL'ımdın!
Yaşanmamış ve yaşamamış olsam bile Sen Özel'din... Aşk Özel'di....
"Yağmurda Aşk Başkadır" diyenlere gülüyordum ama bende yağmurda üşüyen
ellerini severek başladım seni sevmeye...Aralık'tı... İstiklal'e hiç o kadar güzel yağmur yağmazdı....
Önce aldırmadım seninle güzelleşen herşeye...Sonra tüm parfümeri
dükkanlarını aşındırıp kokunu ararken anladım seni deliler gibi
özlediğimi...
Ne kadar gerçeksen o kadar yalandın... Ve ben her seferinde en
baştan başladım...Yeniden bir sondayım ama bu kez yeniden başlayacak gücüm yok... Ben senden vazgeçmek istiyorum!
Herkes gibi biri olmanı yada hiç kimse olmanı istiyorum...Sesini
duymak için telefonlara sarılmaktan vazgeçmek, ismini duyduğumda içimin
titreyip,gözlerimin dolmasından kurtulmak istiyorum...Senin benim için
herhangi biri olman ne kadar zor bir bilsen...Zaten kolay olan ne vardı
ki benim için;Sanki seni öldürmemle sevmem ararsında hiçbir fark
yoktu....Ve ben hep sevgim yüzünden cezalıydım...Hiç sonu olmayan bir
yolda seninle yürümek,yeni çıkan filmleri birlikte izlemek, saatlerce
sana sarılı kalmak,sadece ama sadece bir kez olsun sana sarılıp uyumak,
bir sabah gözlerimi açtığımda yanımda seni bulmak isterken, sen
sevgimle utanmamı sağladığın için galiba gerçekten "bir taneydin"!
İşte bu yüzden imkansızlığına hep inandım!
Ben yalnız kalıp seni düşünmeyi deli gibi sever olduğumda, sen benim
her şeyim olduğunda ben senin için hiç yoktum...Bu yüzden
yalnızlıklarım, ağlamalarım, özlemlerim canını hiç acıtmadı.Benim
tarafımdan sevilmek belki de hayatında önemseyeceğin en son şeydi...
Keşke kendi dünyamda bir zamanlar seni sevdimden hiç bahsetmeseydim
Sen beni hiç sevmedin!
Ben Seni Seviyorum dediğimde Seni Seviyordum!
Ben Seni Özlüyorum dediğimde Seni Özlüyordum.
Ben Senin İçin Ölürüm Dediğimde ben senin özleminden zaten ölüyordum...
Ve Ben Şimdi Senin Hayatından Gidiyorum!
Ne zaman Aralık'ta bir yağmur yağsa, ben İstiklal'de ıslanıyor
olacağım,Ne zaman bir parfümeriye girsem hala kokunu arıyor olacağım,
Ne zaman bir havuz görsem, kenarında oturup seni bekliyor olacağım
demiştim... Başaramadım...
Ben Kaybettim...
Sen Kazandın!
Artık sesimi duymayacaksın...
Sana sımsıkı sarılmak istiyordum, kokunu içime yıllarca bana yetecek
kadar çekerek, sana sımsıkı sarılmak istiyordum.... Gelmedin!
Gelsen yapabilir miydim bilmiyorum...Ben artık gidiyorum Bal'ım...
Eğer hayatından çekildiğimi hissedersen, bana sana geri dönmemem ve seni yeniden deliler gibi sevmemem için şans dile...
Ve Lütfen, Aralık'ta yağmur yağdığında İstiklal'e gelme....
Mehmet Coşkundeniz
02 Ağustos 2008
05:24 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Ne zormuş gerçekleri anlamak...
Bir bakmışsın herşey boş,herşey anlamsız bundan sonra.Onca
yaşanmışlık,onca anı,onca fotoğraf ve daha birçok şey...yalanmış
meğer,ya da hata,belki de...bir düş...
Ne hissedeceğini bile
şaşırıyor insan.Herşeyi bir anda,bir günde,bir gecede silmek kolay mı?
Kolaysa bunun yolunu bilen var mı? Bana da anlatsa ya!!!
Zaten belliydi,gidişat kötü...Ama inandırmak zor kendini işte...
Bilirsin;
Her an arayacakmış gibi gelir.'Eminim o da beni düşünüyor' diye iç çekilir işte.
Bilirsin beni,hafife almam kolay kolay kimseyi...
'' Nasıl dersin seni sevdim yalan demiyorum
Benim kalbim senin kadar sağır değil
İnanması kolay olsa gidermiyim
Sevda yüküm kolay değil''
Canımı öyle çok yakmalı,öyle çok yaralanmalıyım ki...İnsan olarak bile
değersiz kılabilmeliyim ki unutayım...Tüm çabalarımın,tüm duygularımın
ve tüm gözyaşlarımın boşuna olduğu beynime çivi misali çakılmalı
ki;çıkarayım tamamen aklımdan,hayatımdan,ruhumdan.. .
''Neler gelir neler geçer içimden
Yüzün ağlar için güler göçümden
Kaçıyormu sanıyorsun gözümden
Nasıl desem asıl yerim
Cennet olsa yanın değil
Ölümsün sonunda sen...''
Ve öyle yara aldım,öyle sert darbeler yedim ki çekiçlerinden,varlığının yerinde eser bile kalmadı kinimden...
Aslını istersen;
artık nefret bile etmiyorum senden...!!!
alıntı
02 Ağustos 2008
05:21 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Sen Aşk...Artık İnanmıyorum Sana - 16-07-2008, 13:24
Sen Aşk...
Artık inanmıyorum sana; Aslı’ya da ulaşmaya çalışmıyorum. Ben Aslı'yı
gördüm, sevdim ve geldim. Aslı'da bana ait bir şey yokmuş, Aslı yokmuş
bende...
Sen Aşk...
Artık inanmıyorum sana;
içimi titreten soğuk rüzgâr değilsin artık, gözlerimi ışıldatan yıldız
değilsin, ellerimi uyuşturan acı değilsin, bedenini hissettiğim nefes
değilsin...
Sen Aşk...
Artık inanmıyorum sana;
sevgi ile ulaşılır sana bilirim, sevginin peşinden gidince nasıl
ezildiğini de bilirim. Sevgi'ye muhtaç olduğumuza da bilirim,
muhtaçlığın bizi nasıl yok ettiğini de bilirim. Bilirim bilirim de,
yine de bu haldeyim.
Sen Aşk...
Artık
inanmıyorum sana; gül yüzüne ihtiyacım kalmadı, sıkmaya gerek kalmadı
kalbimi. Sorgulamıyorum gerçeği ve sessiz ağlamaları. Sırata beş kala
korkmuyorum topraktan, derin uykuya dalmaktan.
Sen Aşk...
Artık inanmıyorum sana; Sahte gülücükler saçan zihniyetler arasında
kaldı şehvet. Sonra kaçtı oradan, sığındı batan güneşe. Gerçi terk etti
güneşte, mazlum bıraktı bizi. Birbirine sarılmış acı ve feryat,
kurtarılmayı bekledi kör gözlerden. Nafile, sönmüştü yıldızlar ve
kurumuştu tahammülsüz olan dudaklar.
Sen Aşk...
Artık inanmıyorum sana; Zindan aydınlık kalır sensiz, bu ömrün yolları
açılır sensiz, gönül huzur bulur sensiz. Küçücük kalan iradeleri peşine
takan düşler, yok olmaya tutmuş hayatı beraberinde götürür ve siler
defterinden. Yaralı kalp ise yanıp tutuşur uçsuz bucaksız denizlerde,
boğulur yelkensiz ve dönüşü bulamadan batar...
Sen Aşk...
Fazla uzatmadan artık inanmıyorum sana, yazacağım çok şey var ama korkuyorum yeniden sana kapılmaktan seni hatırladıkça.
Aslı'ya mı kapılırım diyorsun dersen?
Asla...
Kapılmam ben artık ona02 Ağustos 2008
05:20 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Üç noktalar (...)
Soru işaretleri (?)
Ünlemler (!)
Belki de sadece nokta (.)
Ardarda virgüller (,)
İç içe parantezler (())
Tırnak içinde konuşmalar (“”)
Açıklama yapmaya izin vermeyen iki noktalar ( :: )
Nedenleri açıklamaya çalışan noktalı virgüller ( ;; )
Kesme işaretleri ( ‘ )
Büyük harfler
Küçük harfler
Şahıslar
Haller
Kısaltmalar
Vs vs vs’ler.....
Yazarken dikkat etmediğim imla kuralları hayatımın en uzun cümlesine gelip yerleşmişler.
Bunu seni düşündükçe anladım, senin hayatımın en uzun zamanına gelip yerleşmenle.
İşte o zaman koydum sonunu senin anlamanı istediğim cümlelerimin sonuna üç noktayı...
Sana soramadığım soruların sonuna soru işaretlerini?
Sevinçlerimin arkasına koyduğum ünlemleri, süprizlerine şaşırıp koymayı ne çok isterdim.
Sen konuşmalarının bitimine ise sadece nokta koydun.
Kendimi anlatırken virgülleri koydum,
Detaylarda parantezleri açtım,
Kendimi savunuşlarımda tırnakları.
İzin vermediğin açıklamalarımda iki noktayı sevgili yaptım,
Nedenleri sorduğumda noktayla virgülü koyamadın üst üste sen.
Ben her senin adını andığımda kesme işareti ile ayırdım adından kıskandığım ekleri.
SENİ SEVİYORUM yazdım büyük harflerle!
Küçük harfe bile razıydım “bende seni” deseydin?
Onlar, bunlar, şunlar ilgilendirmedi hiç beni
Sadece ben, sen, bizdik.
Senden önce ve senden sonraydı benim eklerim, senin -den halindi en çok sevdiğim
Cesaret edemeyip yırtık bir kağıda yazdığım ise sadece sçs idi. Kısalmak yakışmadı sevgimi ifade etmeye.
Ve sana olan herşeyi yine vs vs ile geçiştirdiğim bu yazıda hiç bir
noktalama işaretine uymadım sadece sonuna koyabiliyorum noktayı, tıpkı
senin söylemek isteyipte söyleyemediklerinde koyduğun nokta gibi.
Alıntı
02 Ağustos 2008
05:17 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
Geç kaldın her şeye... Geç kaldın bana... Geç kaldım sana...
Bana gelişinde geçti, benden gidişinde...
Beni sevişinde geçti, benden nefret edişinde...
Geçmiş zaman dilimlerine inat, gelecek saatlerdeydi gözün ve gelecek yıllardaydı yüreğin...
Bulunduğun zamana ait şeyler yaşayamadın sen.
Hep "Sonra..." diye başlayan cümleler kurdun.
Hep " Belki bir gün..." diye temennilerde bulundun.
Dilemek yetmiyormuş bazı şeyleri, bütün benliğinle istemek lazımmış.
Başarmak için ölesiye çabalamak...
Dahası cesur olmak lazımmış.
Aşkda, sevgide, nefrette, acıda, mutlulukta...
Yağmurlu bir geceydi bana gelişin... Gidişinde yağmurlu bir günde oldu.
Aç pencereni ve dışarı bak. Yine yağmur yağıyor.
Bu kez ne gelen var, ne de giden...
Ne kapımı çalan var, ne de yüreğimi aralayan...
Ne akan gözyaşlarımı silen var ne de yüreğimdeki mutluluğa ortak olan...
Pencereme vuran, yüreğimi ıslatan yağmura rağmen güçlü hala bir yanım.
Bu kez ne götürecek benden diye korkmuyorum.
Onunla yarış etmek için akmıyor gözyaşlarım.
Aksine gülüyor gözlerim.
Ertelenmiş zamanlara, yaşanamayanlara, hayatın bize oynadığı oyuna seyirci kalışına gülüyor.
Benim de geç kaldıklarım oldu mutlaka...
Fakat senin kadar geç kalmayı başaramadım hiç bir zaman.
Gözlerimi kısarak bakmadım hayata, sonuna dek açtım.
Zaman duruyorken bile sen aktın içime...
Akarken hep bir duru su olmak istedim, kendimi gizlemedim.
Hayat bana çelme taktığında ben ona dil çıkardım, gülüp geçtim.
Güzel günlerin yanında kötü günlerinde olacağına hazırlıklıydım.
Bazen hiç olmayacak sularda fırtınalar kopardım.
Bazen aynı sularda sakince yüzdüm.
Fakat kabullenemedim ertelenmiş zamanları...
Kabullenemedim yağmurun sinsice benden çalıp götürdüklerini...
Kabullenemedim her geçen dakika içime işleyişini...
Her şeye geç kalınmıştı bizim hayatımızda.
Geç kalınanlar, ertelenmiş yaşamlar...
Neleri erteledik biz?
Niye erteledik?
Neleri sevdik biz?
Nelerden vazgeçtik?
Neleri göze aldık biz?
Nelerden kaçtık?
Neden bu hale geldik be biz?
Sahi, biz hiç "biz" olduk mu ???
02 Ağustos 2008
05:15 |
honour.d |
fav |
0 yorum
| etiket:
İstersen hiç başlamasın
Yarım kalsın.Öyle olduğu yerde
.Belkide daha iyi olur ne dersin?Daha fazla hayal kırıklığının ne sana ne de bana faydası olmazki.
Onca yanlıştan sonra aşkın çokta fazla önemi olmaz,olmuyor..
Kırıla kırıla onaracak yer kalmıyor yürekte.
Kaçıncıya onardıysak o kadar kırıldı işte
.Yarım kalsın daha iyi.
Tadı başka tenlerde arasakta birbirimizi,ihmal ettiğimiz onca duygu ve diğerleri.
Hüzünler..
Kaç mutluluk bu hüzünleri yok edebilir.
Matematiğini aşka dök bakalım, ne kadar koruyucu oluyor mantığın.
Bunlar değil benim isteklerim.Biliyorsun bunlar değil..
Beni iyi tanıdığını iddia ederken geçmişmiydi aklından aslında beni ne kadar iyi tanımadığın?
Yarım kalsın,eksik kalsın,bittiği yerde yani,
bitirdiğin KALPTE kalsın bu aşk !
Ve başka hiçbir tenden sorma yenilgilerini,terkettiğin sevinçlerini bende kalsın,hayaller kalsın,öylece olduğu yerde!
eğer böyle olmazsa yıllar sonra tozlu raflarımızda bile bulamayacağız birbirimizi..
Bırak halatlarını,
çöz attığın demirleri,
yak dalgalandırdığın beyaz bayrağını,
yapay sevinçlere bürün,
sahte kahkahalar at,
kazı kendini beynimden ve
git.
bir daha da sorma kimseden.Geçme hayallerimden,
karda yürüdüğümüz yolun her taşını sök ve
git.
Yaşanmışlıkları nasıl olsa unutursun,unutulur,neler unutulmuyorki..
Yeniden aşık ol,tutul benim gibi..
İşte o zaman,
kimsenin gamzelerini farketmediğini anladığın zaman,sakın geçme aklımdan,
sorma beni başka tenlerden..
O zaman hiç yapmadığın bişeyi sakın yapma,
sakın beni anlamaya kalkma..